Şile

Şile, İstanbul iline bağlı bir ilçedir. Marmara Bölgesi'nin kuzey doğusunda, Karadeniz kıyısındadır. Doğuda Kandıra, güneydoğuda Derince ve Körfez, güneyde Pendik ve Gebze, güneybatıda Çekmeköy ve batıda Beykoz ilçeleriyle çevrilidir.

0
36

 

Yunanca metinlerde Hilea adıyla geçen kelime 19. yüzyıl başlarında tüm Karadenizi gezip anılarını yazan Trabzonlu Ermeni rahip Bijişkyan‘a göre Yunanca “dudaklar” kelimesiyle ilişkili olup, Özhan Öztürk‘e göre Pontus Rumcasında Yunanca /H/ sesinin /Ş/ olarak telaffuzundan dolayı Şile olarak telaffuz edilmekteydi. Öztürk ayrıca yaşlı Plinius ile Ptolemaus‘un notlarında andığı ve küçük gemilerin sığındığı bu koya dökülen Psilis deresinin Şile adının kaynağı olduğunu iddia etmiştir.

İlçede iskân çok eskiye dayanır. Şile çevresinin tarih öncesinde (Cilalı Taş Devri) iskan edildiğini göstermektedir. Kefken ile Bulgaristan sınırı arasındaki Karadeniz sahil kesiminde yapılan tarih öncesine ilişkin çalışmalarda, çeşitli yerlerde Paleolitik çağın muhtelif bölümlerine ve özellikle Epi-Paleolitik döneme ait birçok konak yeri ve işlik saptanmıştır. Buluntu yerlerinin sayısındaki artıştan, buzul sonrası dönemde (yaklaşık MÖ 12000 ile 6000 arasında) Karadeniz kıyı şeridi üzerinde önemli bir nüfus yoğunluğunun olduğu açıkça bellidir. Nitekim İstanbul‘un en eski buluntu yerleri arasında Şile’nin Ağva ve Sahilköy (Domalı) köyleri bulunmaktadır. Marmara kıyısında Ambarlı’yı da içine alan kıyı konak yerlerinden biri olan Sahilköy, aynı adı taşıyan koyun kuzeyindeki kumluğun batısındadır. Sahilköy’e ait yontma taş aletler, Göztepe ve Kazlar deresinin doğusuna rastlayan Dereağzı Tepesi üzerinde toplanmıştır. Ayrıca, ilçede o dönem insanının yaşamı için elverişli çok sayıda mağara bulunmaktadır.

Şile antik çağda iki defa istilaya uğramıştır. Birinci istila, Antik Yunanların Pers seferinden geri dönüşlerinde komutanları Xenophon tarafından, ikincisi de kıyı şeridini takip ederek ilerleyen Roma komutanı Lucullus tarafından gerçekleştirilmiştir. Roma döneminin izleri hala Şile’de görülmektedir. Doğu Roma İmparatoru Diokletianus zamanında (284-305), İnkese, Sofular gibi Şile mağaraları ilk inanan Hristiyanlar için tabii korunaklar olmuştur. Gürlek Mağarası Doğu Roma askerlerinin yakaladığı ilk inanan Hristiyanları hapsettikleri bir cezaevi gibi kullanılmıştır. Selçuklu Türkleri Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile 1090 senesinde Şile’yi ele geçirdiler. 1097 senesinde ise 1. Haçlı orduları Şile’yi Selçuklulardan geri almıştır. Şile’nin geri alınması ancak Yıldırım Bayezid döneminde mümkün olmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Şile’nin Ano ve Kato Neohorion’da (aşağı ve Yukarı Yeniköy) yaşaya 7 bin Rum güvenlik gerekçesiyle Eskişehir‘e sürülmüştür. I. Dünya Savaşı sonrasında bölge silah ve askerden arındırılınca bölgeye dönebilen Rumlar ile Türkler çeteleşerek birbirleriyle mücadeleye girişmiştir. 12 Haziran 1920’de Yunan ordusu bölgeyi geçici olarak işgal etmişse de Ağustos ayından geri çekilmelerinin ardından Kuvvacılar tutukladıkları 115 Rum erkeğin birkaç tanesi hariç hepsini öldürmüş, düşmanla işbirliği yaptığı iddia edilen Hristiyanların mallarına el koyulup, evleri yakılmış, bölgenin Rum aileleri İstanbul’a sığınmışlardır.[4].

19. yüzyıl Osmanlı kayıtlarına göre Şile kazası 1846’da Zaptiye Müşirliği’ne bağlıydı. 1876’da Şile kazasının Dersaadet Şehremaneti’ne bağlandığı görülür. 1877 Devlet Salnamesinde ise Şile, Zaptiye Nezaretine bağlı Üsküdar Mutasarrıflığına bağlıdır. 1924’te bütün sancaklar (mutasarrafflık) vilayet yapıldığında Şile’nin Üsküdar‘a bağlılığı devam etmiştir. 1926’da yapılan yeni düzenlemeyle Üsküdar kaza haline getirilip İstanbul vilayetine bağlanınca Şile kazası da Üsküdar’la aynı yapı içinde yer almıştır. Ayrıca Şile, Cumhuriyet’in kuruluşu ile oluşturulan ilk belediyelerden biridir.

Gezilecek yerler

Şile Kalesi

  • Kumsal ve plajlar : Şile merkez olarak 10 km uzunlukta bir kumsala sahip olmakla birlikte Karadeniz kıyısında 60 km.lik bir uzunluğa sahiptir.
  • Değirmençayırı Şelalesi : İlçeye 33 km uzaklıktaki Değirmençayırı köyünün güney batısında ve Şile-Gebze ilçeleri sınırları üzerinde yer alır. Şelalenin yüksekliği 8 m, genişliği 30 m kadardır. Değirmençayırı şelalesinin kuzeyinde yaz aylarında suları kuruyan 15 m yükseklikte akan Şarlak Şelalesi adı verilen bir şelale daha vardır. Tüm bu şelaleler yapılan araştırmalara göre genç faylanmalar sonucu oluşmuştur.
  • Hacıllı şelalesi: ilçeye 25 km uzaklıkta Hacıllı köyünün doğusunda 10 metre den akan kış aylarında daha yoğun akan şelale yaz aylarında suların çekilmesiyle azalmakta kurak mevsimlerde nadir de olsa kurumaktadır şelaleden akan su aşağısındaki nehirle birleşerek Karadeniz’e ulaşmaktadır.
  • On bir göller vadisi : İlçenin görülmeye değer önemli doğal güzelliklerinin yer aldığı alanlardan birisidir. Hacıllı Köyü yakınlarındadır. Köydeki su değirmeninden doğuya doğru Göksu kolu olan Değirmendere Vadisi, 500 m. Takip edilirse birinci göle ulaşılır. Vadinin devamında büyüklü küçüklü göl eğim kırığı/şelale ikilime on bir defa tekrar edilir.
  • Kumbaba Tepesi : İlçenin en önemli turistik ve doğal fizyoterapi doktoru denen Kumbaba Tepesi, 60 rakımlı kırmızı – turuncu renkli, demir/bakır alaşımlı ve radyonktriteli kumları olan bir tepedir. Kumbaba Tepesi zirvesinde Kumbaba’nın mezarı vardır. Yapılan araştırmalarda Bizanslılar tarafından Güneş Hamamı olarak kullanılmış, saray gemileriyle yaz aylarında buraya gelerek güneş banyosu alırlarmış. Burasını, ismi meçhul olan Türk (Kumbaba) bir kimyager gibi etüd etmiş ve Şile Kumluğunun natür ile tedavi için uygun bulmuştur ve birçok hastanın tedavisinde kullanılmıştır.
  • Ağlayan Kaya : Ağlayan Kayalar, Şile Feneri’nin 600 m. gerisinde, taşlar arasından çıkan bir su kaynağıdır. Akış biçimi ağlayan bir insanın gözyaşlarına benzetildiği için bu adı almıştır.
  • Saklıgöl : Şile’nin Karamandere Köyü sınırları içinde bulunan Saklı Göl, yapay bir baraj gölüdür. Doğası ve içerisinde bulunan işletmeyle birçok İstanbullu için hafta sonları keyifli vakit geçirebilmek için tercih edilen bu güzel köşe, güzel bir manzara eşliğinde yürüyüş yapıp temiz hava almak isteyen doğa severler tarafından tercih edilir. Göle ulaşmak için girilen yolda köylülerin açmış olduğu tezgahlardan doğal ve yerel ürünler alınabilir.
Şile'den bir görünüm3.JPG

Şile Festivali

Her yıl geleneksel olarak kutlanan Şile bezi kültür ve sanat festivali Şile ve Şile halkı ile özdeşleşmiş ve bir gelenek haline gelmiştir. Türkiye’ de kültür festivalleri arasında özel bir yeri olan şile bezi kültür ve sanat festivali her yıl Temmuz ayının son haftası kutlanmaktadır.

Şile bezi kültür ve sanat festivali uluslararası alanda da kendini kanıtlamış bir festivaldir, kutlandığı dönemde bir birinden ünlü sanatçılar, modacılar bu festivalde boy göstermektedir.

Ana teması şile kültürü ve şile bezi olan bu festival uzun yıllardır şile belediyesi tarafından tertip edilmektedir.

Konaklama

Turizm bilincinin gelişmesiyle birlikte artan turizm hareketlerine bağlı olarak ilçenin ilk turistik belgeli konaklama tesisi 1953 yılında Kumbaba Motel adıyla hizmete girmiştir. Sonraki yıllarda artan talebe cevap vermek amacıyla 20’den fazla Otel/Motel (ev pansiyonları ve kampingler dışında) birçok turistik amaçlı tesisi hizmete açılmıştır.

 

kaynak: wikipwdia